Galata Kulesi sesli rehberi

Kuleye çıkarken Galata'nın Cenevizlilerden bugüne hikâyesini dinleyeceksin. Terasta durup çevreyi dolaşmayı unutma.

Dinlemeye başla6 durak · yaklaşık 3 dk · Türkçe · cihazının sesiyle
  1. 1
    Cenevizlilerin kulesi

    Galata Kulesi, Haliç'in kuzey yakasında yaşayan Ceneviz kolonisi tarafından on dördüncü yüzyılın ortasında, bin üç yüz kırk sekiz yılında yapıldı. O dönemde adı İsa Kulesi'ydi ve Galata'yı çevreleyen surların en yüksek noktasını oluşturuyordu. Cenevizliler, Bizans'tan aldıkları izinle burada ticaret yapan, kendi yönetimi olan bir kent kurmuştu. Kule hem gözetleme hem de savunma için kullanılıyordu. Bugün çevresindeki sokaklar, surların izini hâlâ taşır.

  2. 2
    Osmanlı döneminde kule

    İstanbul'un fethinden sonra Galata Osmanlı yönetimine geçti, kule de farklı işlerde kullanıldı. Bir dönem zindan, bir dönem gözetleme yeri oldu. En uzun süren görevi ise yangın gözcülüğüydü. Evlerin çoğu ahşap olan İstanbul'da yangın büyük bir tehditti; kuledeki gözcüler bir duman gördüklerinde şehre haber verirdi. Kulenin kendisi de on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda yangınlardan nasibini aldı ve birkaç kez onarıldı. Bugünkü sivri külahı ise bin dokuz yüz altmışlı yıllardaki onarımda kazandı.

  3. 3
    Hezârfen Ahmed Çelebi

    Galata Kulesi denince akla ilk gelen hikâye, Hezârfen Ahmed Çelebi'nin uçuşudur. Seyyah Evliya Çelebi'nin anlattığına göre on yedinci yüzyılda Ahmed Çelebi, kollarına taktığı kanatlarla bu kuleden atladı ve rüzgârın yardımıyla Boğaz'ı aşıp Üsküdar'a kadar süzüldü. Hikâyeye göre padişah bu cesareti hem takdir etti hem de tehlikeli buldu. Bu uçuşun gerçekten yaşandığını gösteren başka bir kaynak yok; tarihçiler onu bir efsane olarak anar. Ama terasa çıkıp Üsküdar'a bakınca, insanların bu hikâyeyi neden yüzyıllardır sevdiğini anlarsın.

  4. 4
    Terasta: Tarihi Yarımada

    Terasta yürürken önce Haliç'in karşı yakasına bak. Tepelerin üzerinde sıralanan kubbe ve minareler Tarihi Yarımada'nın siluetidir. En belirgin olanlar Süleymaniye Camii, onun ilerisinde Ayasofya ve Sultanahmet Camii; Sarayburnu'ndaki ağaçların arasında da Topkapı Sarayı yer alır. Haliç'in üzerindeki köprü Galata Köprüsü; altındaki suyun yüzyıllar boyunca şehrin en işlek limanı olduğunu düşün. Bu manzara, şehrin neden iki kıyı arasında büyüdüğünü tek bakışta anlatır.

  5. 5
    Terasta: Boğaz ve Üsküdar

    Terasın diğer yönüne geç. Haliç'in denize açıldığı yerde Boğaz başlar. Karşı kıyıda, Asya yakasında Üsküdar'ı görürsün; denizin ortasındaki küçük adacıkta da Kız Kulesi durur. Gemiler, Karadeniz ile Marmara arasında hiç durmadan geçer. Aşağıda, kulenin eteklerinden denize inen dik sokaklar Karaköy'e uzanır. Galata ve Beyoğlu, on dokuzuncu yüzyılda bankaları, elçilikleri ve dükkânlarıyla şehrin en kozmopolit bölgesiydi; o dönemin binalarını çevredeki sokaklarda hâlâ görebilirsin.

  6. 6
    Kuleden inerken

    Kule, iki bin yirmi yılında yapılan onarımın ardından müze olarak yeniden açıldı. İç katlarda kulenin ve Galata'nın tarihine dair bir sergi bulunur; inerken bu katlara uğramayı unutma. Kulenin önündeki meydan ve çevresindeki sokaklar da yürümeye değer. Buradan Karaköy'e inip vapurla karşıya geçebilir ya da İstiklal Caddesi'ne çıkabilirsin. Gün batımına yakın saatlerde terası daha kalabalık bulursun; sabah saatleri çoğu zaman daha sakindir.